Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bağımlılık ve Tedavi Süreçleri

Bağımlılık Nedir? Kişinin fiziksel ya da ruhsal sağlığında, mesleki ya da sosyal yaşamında sorunlara yol açsa da artan biçimde bir maddeyi kullanması ya da bir davranışı sürdürmesi haline bağımlılık denir. Kişinin içinde bulunduğu zihinsel ya da duygusal durumu değiştirme amaçlı bir maddeye ya da davranışa en yakın ifadeyle “aşermesi”(craving) söz konusudur. Bağımlılık; genetik, fiziksel, psikolojik ve sosyal kaynakları olan bir beyin hastalığıdır. Kronik, aşamalı ilerleyen ve kimi zaman da ölümcül bir hastalıktır. Nereden anlaşılır? Kişinin aynı etkiyi yakalamak için miktarı arttırması, kullanımı ya da davranışı kestiğinde ya da azalttığında rahatsızlık yaratan fiziksel/duygusal belirtiler yaşaması, kendi kendine başarısız bırakma girişimlerinin olması ve kontrol kaybı söz konusudur. Kişi bağımlılık yaratan madde ya da davranışların hayatta kalmak için muhakkak gerekliymişçesine peşine düşmeye ve zamanını bağımlılığına odaklı programlamaya başlar. Tüm mantıksızlığa ...

Çözüm Odaklı Terapi

Adından da anlaşılacağı üzere, çözüme odaklanmak ve hızlı olmakla ilgili bir terapi metodu olan Çözüm Odaklı Terapi, 1970'lerin son dönemlerinde Steve de Shaze ve İnsoo Kim Berg tarafından geliştirilmiş bir terapi metodudur. Çözüm odaklı terapistler danışanlarının sorunlarından çok sorunun çözümüne odaklanır ve ulaşmak istedikleri hedefe yönelik bir yol takip eder.Çözüm Odaklı Terapistler danışanlarına kendi hedeflerini belirlemeleri ve arzu ettikleri hedefleri gerçekleştirmeleri konusunda yardımcı olacak adımları atmak için işbirliğine davet eder.  Çözüm Odaklı Terapiye göre en yoğun ve kronik problemlerde bile zorluklarının azaldığı ve daha az yoğun olduğu dönemler vardır. Çözüm odaklı terapistler, sorunun daha az ciddi olduğu veya sorunun olmadığı zamanları inceleyerek, danışanlarının farkında olmayarak birçok olumlu şey yaptığına dikkati çeker. Danışanların kendi içinde varolan sorun çözme yöntemi üzerinde farkındalık oluşturarak onların olumlu davranışları tekrar etmesini...

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme) Dr. Francine Shaphiro tarafından 1987 yılında ilk olarak travma ve travma sonrası stres belirtilerini ve rahatsız edici deneyimlerden kaynaklanan duygusal sıkıntıları tedavi etmek için geliştirilmiş bir terapi yöntemidir.  EMDR terapisinin teorisi adaptif bilgi işleme sistemine dayanır. Adaptif bilgi işleme sistemine göre, beynimiz doğal yapısı gereği yaşadığı tüm deneyimleri yaşantımıza uyumlu hale getirerek ruhsal açıdan iyi hissetmemiz yönünde çalışmak ister. Fakat travmatik veya baş etmesi güç olan bir yaşantı sonucunda yaşadığımız deneyimin uyumlu bir şekilde işlenmesi engellenir. EMDR teorisine göre, psikolojik sorunlarımız uygun bir şekilde depolanmayan ve yetersiz işlenmiş bu deneyimlerden kaynaklanır. Başka bir deyişle, zorlayıcı ve başa çıkması zor olan bir yaşantı yaşadığımızda beynimiz bu yaşantıyı işlemleyemez.  Yaşantı tekrar eden olayla ilgili olumusuz düşünceler, imajlar, acı veren d...

Çocuklar ve Mahremiyet

Mahremiyet diyince hepimizin aklına ilk cinsel istismar gelmiyor mu? Ülkece son yıllarda arka arkaya çok üzücü olaylar yaşadık. Bazen haberlere kitlendik Özgecan’ın katili yakalandı mı diye sorduk, bazen de bakıcı şiddetini, akraba katillerini duyduk televizyonlardan. Duyduklarımız sadece yaşananların bir kısmı. Sosyal medyada haykırdık durun diye. Ancak sadece anlık öfkemizi dile getirebildik bu kanallarda. Peki nasıl üstesinden geleceğiz bu kocaman konunun?  Mahremiyet, kelime anlamı itibarıyla gizli olma durumu, gizlilik olarak ifade edilebilir. Özellikle çocuklarda mahremiyet algısını oluşturmak, çocuğun kendisini koruması olarak da nitelendirilebilir. Peki çocuklara mahremiyeti öğretmek ne demek? Mahremiyet eğitimi sadece çocuklara cinselliği öğretme eğitimi değildir. Okullarımızda zaten çocukların yaşına uygun cinsel bilgilendirme verilmektedir. Mahremiyet eğitimi anne ve babalara verilir. Bu eğitimde anne ve babalar, çocuklarına kendilerinin ve başkalarının mahrem alanlar...

Cinsel Mitler

Cinsellik insan yaşamındaki en haz verici ve en temel gereksinimlerden biridir. Kişinin başka bir kişiyi bedensel ve ruhsal olarak tanımasına, kabullenmesine ve çok özel bir haz alışverişine olanak veren, en üst yakınlaşma eylemidir. Cinsellik de yemek yemek, giyinmek, temizlenmek gibi öğrenilmesi gereken bir eylem olmasına rağmen maalesef genellikle hakkında hiç konuşulmayan, yokmuş gibi davranılan bir konudur. Toplumsal bir eylem olduğu için; kültürel etkilere açıktır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler kişilerin cinselliği yaşamasında önemli bir etkendir; çünkü kişiler bu bilgilerle neleri yapıp, neleri yapmamaları gerektiğini öğrenmiş olurlar. Öğrenilen, bir diğer deyişle aktarılan yanlış inanışlar kişilerin cinsel yaşamlarında sorun yaşamalarına ve dahası cinsellikte haz ve doyuma ulaşmalarına engel olabilir. İşte bu konudaki yaygın yanlışlara “cinsel mit” diyoruz. Yapılan araştırmalar sadece cinsellikle ilgili mitlerin öğrenilmesinin bile kişilerin yaşadığı cinsel sorunları az...

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Çocuklarda tuvalet eğitimine başlama yaşı, çocuğun bireysel farklılıkları da göz önünde bulundurularak genelde 2 yaş olarak belirtilir. Bu yaşın en önemli özelliklerinden biri çocuğun motor yani kas becerilerinin bebeklik dönemine göre çok daha gelişmiş olmasıdır. İşte tam da bu noktada eğitime başlamadan çocuğun bu eğitime hazır olup olmadığı önemli bir konudur.  Bir çocuğun tuvalet eğitimine hazır olduğu varsayabilmek için; 1-Öncelikle biraz önce de bahsetmiş olduğum gibi çocuğun büyük kas becerilerinin iyi olması ve onları kontrol edebilmesi  gerekmektedir. Yani çocuğun bağımsız bir şekilde yürüyebilmesi, merdiven inip çıkabilmesi gibi becerileri kazanmış olmalıdır.  2-Bir başka hazır olma işareti de çocuğun çişinin ve kakasının farkında olabilmesidir. Burada çocuk altını ıslattığında bunun farkına vararak bundan rahatsızlık duyup bunu ebevenlerine belirtmelidir. 3-Geceleri en az 3 saat kadar kuru kalmayı başarabiliyor olmalıdır. Eğer çocuğunuz yukar...