Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ERTELEME

Bir işe başlamadan önce “Bunu daha sonra yaparım” der misiniz? Önemli bir işi yapmaya başladığınızda hemen mola verir misiniz? Genellikle zamanınızı önemsiz işlerle mi geçirirsiniz? Önemli bir işe başlamak için doğru zaman ve doğru ruh halinin olması gerektiğini mi düşünürüsünüz? İşlerinizi son dakikada mı yetiştirirsiniz? Bunların çoğuna evet diyorsanız, iyi bir erteleyicisiniz demektir. Dolayısıyla yapılması gereken işlere başlamak sizin için zor olabilir. İyi haber erteleme davranışınızı değiştirmeniz mümkün... Erteleme, genellikle kişinin kendisini aldatmasının bir sonucudur, işlerinizi ertelemek normalde yapacağınız süreden daha fazla zaman almasına neden olacaktır. Hiçbir şey yapmamanız, ya da önemli olmayan işleri yaparak vakit geçirmeniz, esas yapmanız gereken işlerinizin birikmesine neden olacaktır. Ertelemeyi sürekli tekrarladığınızda ise, alışkanlık haline gelecektir. Peki, ertelemeye ne neden olmaktadır?  Gerçekleştirilemeyecek hedefler belirlemek, “yapamayacağım...

Bir Sevgi Göstergesi Olarak "Kıskançlık"

-Beni kıskanıyor musun? -Evet seni kıskanıyorum. -Bir daha söyle. -Kıskanıyorum. -Bir daha söyle….. Neden kıskançlık bir sevgi gösterisi olarak algılanır bilmem. İnsan sevdiği kişinin kendisi için en iyisi olduğunu, ondan daha iyi kimse olmadığını düşünerek aşkını, ilişkisini yüceltir. Peki bu kadar iyi olduğunu düşündüğü karşı taraf için bu kadar pozitif duygular içindeyken, neden kendisi için bir o kadar negatif düşünce içerisine girer? Neden yaşadığı ilişkiyi bu kadar yüceltirken, kendisini bu kadar alçaltır.  Son dönemlerde birbirini kıskanan, karşılıklı kıskançlıktan şikayet eden ve sonunda her iki tarafında birbirini alabildiğine kısıtlayan genç çiftlerle karşılaşıyorum. Evet, genel algı olarak aldatmak artık çok kolay ve eskisine göre de fazla. Teknolojinin gelişimi, sosyal medyanın yükselişi ilişkilerin hızlı başlamasına ve aynı zamanda hızlı tükenmesine de neden oluyor olabilir. İnsanlar trafikte birbirine aşırı tepkili, küfürlü söylenişlerde bulunuyor ola...

Ergenlik Döneminde Ebeveynlik

Çocukluk dönemi ile yetişkin olma süreci arasındaki bu dönemde ebeveynlerin “Nasıl davranacağımı bilmiyorum?” söylemi ile sıklıkla karşılarız. Bu yazıda ebeveynlerin ergenlik sürecini yaşayan çocukları ile destekleyici bir ilişki ve iletişim sağlamaları adına önemli noktalardan bahsedeceğim. Ebeveynlerin ergenlik dönemindeki çocukları ile sağlıklı bir iletişim kurabilmeleri, gelişimleri ve desteklenmeleri adına çok önemlidir. Anne ve baba ergen bireyin fikirlerini, düşüncelerini, kararlarını yadırgamadan ve yargılamadan anlamaya çalışmayı denemelidir. Aksi halde ergenlik dönemindeki bireyler emri vaki durumlarda, kendisine çocuk muamelesi yapıldığında, yargılanacağı ve yadırganacağı durumlarda iletişim ve ilişkiyi yüksek duvarlar örerek kesebilir. Bu durum ebeveynleri ile daha az şey paylaşmalarına neden olurken, başa çıkamayacağı karmaşık durumlarda yetişkin desteğine ihtiyaç duysa dahi akranlarından aldığı destekle riskli davranış ve alışkanlıklara yönelim gösterebilir. Ebeveynl...

YAS SÜRECİ

Yas kontrolümüz dışında ve geri dönüşü mümkün olmayan durumların sonucu olarak ortaya çıkan ve yaşanılması gereken bir süreçtir. Yas dediğimizde ilk akla gelen sevdiğimiz, değer verdiğimiz yakın birinin kaybıdır. Ancak şiddeti, süresi değişiklik gösterse de boşanmalar, ilişki bitimleri hatta bazen işten ayrılmamız, mahalleden ayrılma durumlarımız da bir yas sürecidir. Yas süreci duygusal, fiziksel, düşünsel ve davranışsal tepkilerle kendini var eder. Yas ilk olarak beraberinde şok etkisini getirir. Kayıp ilk öğrenildiği zaman kısa süreli hissizlik durumu gerçekleşir. Akabinde kayıba yönelik inkar başlar. Kontrolümüz dışında gerçekleşen olay ve durum yok sayılır, gerçekleşmemiş gibi davranılır. Sonrasında kızgınlık yoğun bir şekilde hissedilir. “Neden ben?” sorusu ile başlayan sorgulama evresine geçilir. Bu durumu çaresizlik ve çökkünlük takip eder. Kaybın gerçekliği farkedilir ve çaresizlik, mutsuzluk hali başlar. Bu dönemde kişi sosyal ilişkilerinde ve sorumluluklarını gerçekle...

Eyvah, rezil olacağım!

Aslında rezil olmaktan hepimiz korkarız. Çoğumuz için topluluk önüne çıkmak, konuşma yapmak, tanımadığımız ortamlara girmek çok da kolay olmayabilir. Fakat bunları yapmaktan kaçmak aklımıza gelmez. Bu heyecanı hayatın bir parçası olarak yaşamaya alışkınızdır. Bazıları için ise bu kaygılar çok daha fazla, gittikçe artan, fiziksel semptomların eşlik ettiği ve sonunda kaçınma hareketlerinin gözüktüğü bir hal alır. Önceleri ufak ufak başlar herşey. “Tuvaletim geldi ama şimdi kalkarsam rezil olacağım. Birşey başıma gelecek, en iyisi ben yerimde oturmaya devam edeyim.” “Öğlen yemeğe çıktık. Herkes gibi biz de yemeğimizi aldık. Fakat yemek yemekten çekiniyorum. Ya yemek yerken rezil olursam. Ya elim titrer ve herkes bunu görürse.” “Kalabalık bir ortam var. Herkes gibi benim de fikirlerim var. Herkes fikrini söylüyor Fakat ya rezil olursam diyerek susmayı tercih ediyorum, insanların gözlerine daha az bakmaya çalışayım. En iyisi çıkışa en yakın yere oturayım.” Sosyal fobisi olan kişilerin sö...