Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kayıp Sonrası Yaşanan Yas Süreçlerine Bir Bakış

İnsanlık tarihi boyunca ölüm fikrine ve başkasının ölümüne ya da değerli bir parçanın kaybına verilen tepkiler, bu olguları algılayış biçimi değişkenlik gösterse de ölüm karşısında endişe duymak ve sonucunda yas tutmak evrensel deneyimlerdir. Günlük yaşantısında ölümü pek de aklına getirmeyen insan için Antik çağlarda bu durum günümüze göre daha kolay hazmedilir ve doğaldı. Gelişen insanlık tarihi ve teknoloji ile beraber ise ölüm kabul etmesi çok daha zor bir olguya dönüştü. Sevilen ve değer verilen birinin veya bir şeyin kaybı dolayısıyla yaşanan acı olarak tanımlayabileceğimiz yas sürecini de oldukça normal ve sağlıklı olmasına rağmen bugün hayatımıza kabul etmekte zorlanabiliyoruz. Oysaki sevdiğimiz birini ya da bir şeyi kaybetmek hayatın olağan akışına dâhildir ve yaşamla ayrılmaz bir bütündür. Bu yazımızda yas sürecinde yaşanabilecek duyguları Kübler-Ross’un yasın beş aşaması modeline dayandırarak anlatacağız ve yasın bağlı olduğu parametrelerden bahsedeceğiz. İsviçreli psikiyat...

İnfertilite ve Tüp Bebek Tedavisinde Depresyon, Kayıp, Yas Süreçleri

Halk arasında kaba tabiriyle kısırlık olarak bilinen infertiliteyi Dünya Sağlık Örgütü “en az 12 ay korumasız cinsel ilişkiye girilmesi durumunda gebe kalınmaması” olarak tanımlar (Karpat ve Erensoy 2020, 462). Çiftlerin ikisinden birinin üreme organlarındaki sağlık sıkıntılarından meydana gelebilen infertilitenin henüz bilinmeyen sebepleri de olabilmektedir. Türkiye’de infertilitenin yarattığı psikolojik sorunlardan etkilenen taraf daha çok kadınlar olduğu için bu yazımızda kadınların yaşadığı süreçlere ve bu süreçlerde başlarına gelebilen psikososyal sıkıntılara odaklanacağız.  Dünyada her on kadından birisi, Türkiye’de ise evli her 6 kadından birisi infertilite ile karşılaşabiliyor (Koçyiğit 2012, 28). Infertilite, birincil infertilite ve ikincil infertilite olarak iki alt başlık halinde yaşanabiliyor: Birincil infertilite tanımı hiç hamile kalamama durumu için kullanılıyorken ikincil infertilite ise doğumdan önce sonlanan gebelikler için kullanılan bir tanım. Infertilite ile...

Karantina Günleri

Evde gerçekten de çok sıkıldık. Bir kısmımız işe gitmek zorundayken, bir kısmımız da eve hapis olmuş durumda. Özellikle 65 yaş üstü. Evde kalmak ne kadar da zormuş. Herkes bunaldı. Hergün vaka sayılarını takip ederken, artık bir kesim sayıların yüzüne bile bakmıyor, merak etmiyor. İç dünyamız sıkıştı. Eskiyi, normal diye adlandırdığımız günleri özlüyoruz. Herşey normale dönsün şunu yapıcam, bunu yapıcam diyoruz. Diyoruz ama bir yandan da gerçekten bir daha o eskiyi ne zaman yaşayacağız diye geçiriyoruz içimizden. Tabii uzmanların yaptığı 1-2 sene normale dönemeyiz açıklamaları, haydi açıyoruz restorantları haberleri kafamızı belkide allak bullak ediyor. Ne yaşıyoruz? Nasıl baş ediyoruz? Muamma. Sadece akışına bırakıyoruz, biraz olanları anlamlandırmaya çalışıyoruz, yetkililerin ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyoruz. Bir bakmışız gece olmuş, yatma zamanı. Günler mart ayı kadar yavaş geçmiyor kanımca. İlk şok büyüktü. Hiç yaşamadığımız, bilim kurgu filmlerinden çıkma sahneler, söy...

Online Terapi

Online terapi nedir, neleri kapsar? Online terapi ilk olarak bir danışan ile bir terapist arasındaki Internet üzerinden etkileşim olarak tanımlanmıştır. Online terapi, gerçek zamanlı (yani telefon görüşmeleri, anlık mesajlaşma ya da videolu görüşme) veya zaman gecikmeli bir şekilde (yani e-postalar) yoluyla sağlanabilir. Web terapisi, e-terapi, telefon terapisi, çevrimiçi terapi ya da online terapi olarak adlandırıldığını duyabilirsiniz. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) danışmanlık ve terapiye entegrasyonu, özellikle çevrimiçi hizmetler söz konusu olduğunda henüz tamamlanmamış bir süreçtir.Türkiye dahil dünyanın birçok yerinde terapistler çoğunlukla geleneksel konuşma ve danışanla yüzyüze etkileşime dayanan terapi yöntemlerini tercih etmektedir. Geleneksel yaklaşım, bazı yaş ve danışan gruplarında tatmin edici sonuçlar sağlasa da, teknolojinin yaşamımızın her alanına entegrasyonuyla birlikte özellikle de gençler, genç yetişkinler ve aktif bir yaşama sahip bireylerin ya...

Neden Öfke Hissederiz?

Öfke hepimizin zaman zaman hissettiği, bazen başımızı derde sokan, problemlerin büyümesine sebep olabilen, yakınlarımız tarafından baş etmekte zorlanılabilen bir duygudur. Öfkeyi anlayabilmek için öncelikle bu duygunun her zaman bir sonuç duygusu olduğunu bilmemiz önemlidir. Yani öfke hissedebilmek için önce başka duyguları hissetmiş olmalıyız. Örneğin eşimizle yaşadığımız bir konuda kendimizi değersiz hissetmiş, arkadaşımızla yaşadığımız bir olayda kendimizi kullanılmış hissetmiş, ailemiz tarafından yalnız bırakıldığımızı hissetmiş olabiliriz ve bu ilk hissettiğimiz duygu bizi öfke hissine sürüklemiş olabilir. Bu yüzden öfke duygumuzu anlayabilmek için öncelikle tetikleyen ön duyguyu bulmalıyız. Peki neler bizi tetikler ve öfke hissetmemize neden olur? Hayır diyememek öfke duygusunun en önemli sebeplerinden biridir. Bazı insanlar etrafındakileri aşırı önemser, yakınlarını kırmaktan, üzmekten aşırı tedirgin olur. Bu yüzden de aslında hayır demek istediği, yapmakta zorlanacağı ya ...